PARIS TÜYOLAR & REHBERLER

Detaylı Paris Rehberi

25/12/2012
Paris Gezi Rehberi

Arkadaşım Meltem, Paris’e gitmeye hazırlanan arkadaşları için şehirle ilgili hem genel bilgiler içeren, hem de en temel turistik noktaları özetleyen, detaylı bir turist rehberi niteliğinde bir yazı yazmış ve bana da blogda paylaşmam için göndermişti. Meltem Paris’te o kadar uzun zaman geçirdi ki, rehber tam anlamıyla yerlisinden detaylı Paris gezi rehberi. Yol tarifleri ve tüyolar dahi içeren, Paris’e gidecekler için çıktı alıp yanında götürmelik bir kaynak.

Nitekim Paris’e yolum düştüğünde mutlaka elimde bu yazının bir kopyasıyla gideceğim. Bu muhteşem şehre gidecek olanlar için de güzel bir kaynak olmasını dilerim; Paris’e selamlar!

Paris Gezi Rehberi

Genel Bilgiler:

Şarap iç. Öyle 20-30 euro vermeye bile gerek yok, marketten 5 euro’ya alacağın şarap bile gayet güzel çıkacaktır. Özellikle altın madalya etiketi olan (médaille d’or) şaraplarda yanılma ihtimalin yok.

Metro ve RER farkı: Metro bildiğimiz metrodur, haritada renkli gözükse de esasen numaralarla isimlendirilir. RER ise banliyö trenidir, metroyla kesiştiği istasyonlar olsa da RER daha karışıktır, yönü, saati, birkaç kola ayrılması gibi sıkıntıları vardır, bence uzak dur. Binebileceğiniz tek RER, Musée d’Orsay’e gitmek için RER C olur, onda da çok istasyon gitmeyin derim.

Metro için 10’luk biletler satılıyor, daha ucuz oluyor. Metroya bindim diye bileti atma, çıkarken de okutman lazım. Normalde gişelerden geçerken kimsenin umrunda olmaz bileti var mı diye, ancak metronun içinde kontrole denk gelip biletsiz yakalanırsan 50 euro bayılırsın haberin olsun.

Pazar gününe dikkat. Biliyorsundur tabii ama hatırlatmakta fayda var, Pazar günü her yer kapalı oluyor.

Rivoli dediğimiz cadde Paris’in ana caddesi gibi bir şeydir. Place de la Concorde’dan başlar, gider de gider. Üzerinde Louvre vardır, Chatelet vardır, Hotel de Ville vardır, St. Paul vardır. Tüm bunlara metronun 1. hattı gider. Bu yüzden 1. hat en turistik hattır, üzerindeki çoğu yer görülmeye değer.

Gezilecek Yerler:

St. Michel

St. Michel’de bir meydanda iniyorsun. Bu meydandan pek çok yere gidilebilir.

Nehre yüzünü dönüp, köprüden karşıya geçip biraz sağa gittiğinde Notre Dame kilisesini gezebilirsiniz.

Nehre yüzünü dönüp sola doğru yürümeye başlayabilirsin. Sağında göreceğin ilk köprü olan Pont Neuf, Paris’in ilk köprüsü. “Neuf” hem dokuz, hem de yeni anlamında geliyor Fransızca’da, bu yüzden yeni bir köprü sanılsa da aslında dokuz ayağı olduğu için öyle deniyor. Biraz daha ilerleyince yine sağda Pont des Arts köprüsü de romantik köprü. Genelde insanlar burada oturup şarap içerler. Köprünün tellerindeki kilitler de aşk sembolü. Gerçi burada içki içmek yasaklandı ama insanlar yine de içiyor.

Nehre arkanı verip, karşıdaki geniş caddeden yukarı doğru yürüyebilirsin. Burada dükkanlar var, güzel de bir cadde. İyice yukarı doğru yürüyüp, göbeğin olduğu yerden sola, Rue Soufflot’ya dönünce Panthéon’a gidebilirsin. Aşağısında Jean Jacques Rousseau ve Voltaire’in karşılıklı mezarları vardır. İçi de epey güzeldir.

Le Marais

St. Paul durağında indiğinde Le Maraisdediğimiz mahallenin ortasına düşmüş oluyorsun. İlk önce Village St. Paul dediğimiz yere gitmenizi tavsiye ederim. Rue St. Paul’den girip dümdüz giderken sağınızda kalacak. Belirli bir girişi yok, minik kare bayraklı sokaklar görünce oradan içeri gir, içerisi labirent gibi zaten. Sevimli mağazalar vardır burada ıvır zıvır satarlar.

Daha sonra başladığınız yere geri dönüp Rue Malher’e girin, oradan ilerleyip sola sapıp ara sokaklarda kaybolun. Gay mahallesi olduğu için, kocaya dikkat.

Chatelet

Her ne kadar St. Michel’e göbek dediysem de, Chatelet merkezdir. Hele bir metro istasyonu vardır ki bütün hatlar kesişir. Hatta en büyük metro istasyonu gibi bir şeydi sanırım dünyada.

15 çıkışlı metronun 1. çıkışından çıkıyorsun. Aman ha iyi takip et. 1. çıkış Rivoli’ye çıkarır, ki bu da Paris’in en ana caddesi. Etrafta bir sürü mağaza göreceksin. Maalesef orada olduğun zamanda indirimde olmayacaklar, ama yine de alışveriş için daha iyi bir yer yok.

Mağazalara baktıktan sonra Mc Donalds, H&M ya da C&A’den herhangi birini soluna aldığında, Rivoli’den dümdüz ilerle. 3 dakika yürüyünce biraz ötede Hotel de Ville olacak, Paris Belediyesi yani, çok güzel bir binadır. Hotel de Ville’in Rivoli’ye göre karşısında BHV diye bir mağaza vardır, burada pahalı şeyler satılır, alt katı Bauhaus gibidir oraya inmene gerek yok ama genel olarak gezinebilirsin. Hatta ilk katta satılan kocaman şapkaları bulup onları deneyebilirsin. Çaktırmadan fotoğraf çek, yoksa kızabiliyorlar.

Les Halles

Chatelet’nin yakınında Les Halles adlı yarı açık alışveriş merkezi bulunur. Bana hep karışık gelmiştir ama değişiktir, görülmeye değer. 4. hattın Les Halles durağında inerek direk göbeğine düşebilirsin. Buradan çıkıp Boulevard de Sepastopol’ü geçerek dümdüz gidip Centre Pompidou’ya gelebilirsin. Burası da benim şahsen çok çirkin bulduğum, Fransızlar’ın da zamanında çok eleştirip sonra benimsedikleri garip mimari eseri bir binadır, içinde çok hoş modern sanat sergileri vardır, gezmeye değer.

Opéra Garnier & Galéries LaFayette

Paris’in en zengin bölgelerinden birine geldik. Opera durağında indiğinde azıcık kafanı çevirirsen Opéra Garnier’yi kaçırman mümkün değil. En sevdiğim binalardandır, aslında gitmeden bir baksanız neler oynuyormuş, bilet falan alsanız çok iyi olur, salonları da çok eski ve çook şıktır çünkü, kötü bir oyuna denk geldiğimi de hatırlamıyorum. Ama bilet olmadan da içi gezilebiliyor, orada sorarsan yan kapıyı gösterirler, tur ücretliydi diye hatırlıyorum ama yine de değer bence.

Göbekte Opera binasına yüzünü döndüğünde sağdaki sokağa (Rue Halévy) girince dümdüz gidersen Galéries LaFayette’e gelirsin, ki burası da en pahalı alışveriş merkezi, Paris’in Harrods’ı gibi düşün, mutlaka gitmek lazım.

Eyfel Kulesi

Meşhur Eyfel Kulesi hakkında söylenecek çok şey yok, ancak metro durağı isimleri seni yanıltmasın, önce Trocadéro’da inip kuleyi elinde tuttuğun meşhur fotoğraflardan çektir, sonra merdivenlerden aşağı inip kuleye git.

Arc de Triomphe

Arc de Triomphe için Charles de Gaulle – Etoile durağında in, Arc de Triomphe’un hemen önünde. Anıta çıkıp manzaraya bakabilirsin. Anıt yaklaşık 10 caddenin kesişme noktasıdır ancak Champs-Elysées (Şanzelize)caddesi genişliğiyle kendini hemen belli eder. Buradan aşağı yürüyebilirsin. Fazlasıyla turistik ve kanımca çok espirisi olmayan bir yerdir ama gitmeden olmaz. Şanzelize’den yeterince aşağı yürürsen, ki metroya da binebilirsin (Champs Elysees – Clémenceau durağı), Avenue Winston Churchill’den sola sapıp ilerler ve karşılıklı iki saray görürsün. Bunlar Petit Palaisve Grand Palais, yani küçük ve büyük saray. Bu muhteşem binalarda muhteşem sergiler vardır. Tavsiye ederim.

Avenue Winston Churchill’den ilerleyip karşılıklı iki sarayı geçtikten ve Seine Nehri’ne ulaştıktan sonra, nehrin en şık köprüsüne, yani Pont Alexandre III’e varırsın. Burası da fotoğraf çektirme noktası.

Pont Alexandre’a girmeden Seine’in kenarından soldan devam edip ikinci köprüye gelince sola saparsan Place de la Concorde’a gelirsin. Burada da Mısır’dan gelen obelisk vardır.

Montmartre – Sacré Coeur

En sevdiğim yere geldik! Montmartre. Anvers metrosundan inince yukarı doğru çıkan Rue Steinkerque’e sap. Zaten yeterince turistik, olmadı “Sakrekör??”dersen hemen gösterirler. Buradan yukarı çıkarken zaten kafanı kaldırınca kocaman beyaz Sacré Coeur’ü göreceksin. Fünikülere binerek yukarı çık, kiliseyi gez, önünde fotoğraf çektir. Daha sonra kiliseye yüzün dönükken soldaki sokaktan gir, genel olarak solu takip et (ya da turistleri), Place du Tertre’e varacaksın. Burası ressamların olduğu meşhur meydan. Pandomimci de var. Buralarda gezinebilir ve ara sokakları keşfedebilirsin çünkü muhteşemdir. Kafelerin birinde oturup sıcak şarap da içebilirsin.

St. Germain

4üncü hattın St. Germain-des-Pres durağında inerek St. Germainmeydanına gelirsin. Burada Café de Flore vardır ki, Sartre, Camus, Boris Vian gibi yazarların çok vakit geçirdiği ve çok meşhur olmuş edebiyatın kalbinde bir kafedir. Bu yüzden orada kahve içilmez, çok pahalıdır. Les Deux Magots kafesi de aynı şeyin soyudur =) Etraftaki başka bir kafede sıcak çikolata içmenizi tavsiye ederim.

Daha sonra kilisenin oradan Rue de l’Abbeye’den dümdüz devam edip Rue de Buci’yi bul. Burası sağlı sollu kafe ve dükkanların olduğu çok güzel bir sokaktır. Buci boyunca gittikten sonra bir dörtyol ağzı çıkar (hatta sokağın köşesinde Tachen adlı bir kitapçı vardır ki mutlaka gir), oradan da Rue Saint-André des Arts’dan devam et, sağına soluna bak, Paris havası solu. Sokağın en sonunda St. Michel’e çıkacaksın.  

Place Monge

Place Monge metrosunda inip, Rue Lacepede’den yukarı çık. Bu sokak seni Place Monge’a çıkaracak. Burada La Contrescarpe kafesi en sevdiğim kafelerdendir. İçeride oturmanı tavsiye ederim. Bu meydan da sevilen gece çıkma yerlerindendir. Haftasonu akşamları sokakta gençler olur.

La Bastille

Bastille Meydanı’na geldik, Fransız Devrimi’nin başladığı. Burası da güzel bir meydandır, anıtı vardır, yeni Opéra Bastille vardır. Opéra Bastille, Garnier’ye kıyasla çok moderndir ve muh-te-şem bir sahnesi vardır. Eğer iyi bir operaya denk gelirsen çok şahane dekorlar ve sahne düzenleri görebilirsin. Ama yapacak çok şey yok kanımca burada. Bar isterseniz Opéra’nın solundan Rue de la Roquette’e girip, oradan ilk sağdan Rue de Lappe’ı gezebilirsiniz gece. Gençliğin takıldığı barlar vardır daha çok, uzun süre kalınca iyi oluyor ama turist olarak gitsem gecemi burada harcamam şahsen.

Musée de Louvre, Musée d’Orsay

Bu iki müzeye herkes gibi gideceksin nasılsa, çok açıklanacak bir şey yok. Louvre her ne kadar çok büyük ve etkileyici olsa Orsay benim şahsi tercihimdir. Louvre klasik bir müzedir, arkeolojiden sanata her şey vardır, eski bir gardan bozma müze olan Orsay’da ise Van Gogh, Monet, Rodin  gibi sanatçıların eserleri yer alır. Çok da iyidir çok da güzeldir =)

You Might Also Like